Günümüzde Vegan Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Hani ölünce sorarlar ya “merhumu nasıl bilirdin?”. Ben kendimi sevgi dolu, duyarlı, merhametli ve iyi niyetli bir insan olarak tanımlıyorum. Hayvanları severim, doğayı severim. Zevk için insan öldürmem, köleleştirmem, bilerek kimseye acı çektirmem…

Sorsam benimle aynı cevabı verecek çok kişi var. Güzel hepimiz iyi insanlarız. Kendimizle ilgili bir tanım yaptığımızda bunun belli kriterleri var ki onlara bakıp yalan söyleyip söylemediğimizi anlıyoruz.

Şimdi ne alaka? Neden bahsediyor bu diyorsunuz?

Ben yıllardır vejeteryanım, aslında ilk başta hayvan sevmek ve vejeteryanlık arasında bağlantı olduğunu bilmiyordum. Bana göre köpekler sevilirdi, inekler için bir şey hissedilmezdi (aslında ne kadar zeki ve karakterli yaratıklar olduklarını Hindistan’da sokaktaki ineklerden öğrendim). Keçi ve koyunlar için küçükken kurban bayramı öncesinde bir şeyler hissettim aslında ama ellerimle beslediğim ve isim taktığım keçilerin bir sabah gözümün önünde boğazı kesilip derisi yüzülünce dersimi aldım ve hayvanları ikiye ayırdım, sevebileceklerim, yiyebileceklerim. Bu konuyu da bir daha hiç düşünmedim. Çocukluğumun en harika yemek kokuları arasında ev yapımı köfte ve kızarmış tavuk vardır. Bir de mangalda pirzola.

Yıllar sonra Reiki’ye başladığımda ustam bana hayvan yemeyerek enerjimi temiz tutmam gerektiğinden bahsetti. Masterlık arınmamda ödev olarak bir buçuk ay et, tavuk, balık yemem yasaktı. Enerji için. Evet işe aradı, psişik yeteneklerim arttı. Ve master olduktan sonra, diyetim bittiğinde, kalbimde çok fazla dinginlik, içimde çok az hayvan yeme isteği vardı.

Ama hala sebebi hayvan sevgisi değildi. Sonuçta köpekler sevilir, sığırlar değil. Yıllar sonra Tayland’ta 21 gün detoks yapıp ardından aylarca raw beslenince bu sefer peynir, süt, yoğurt ve yumurtaya olan arzum da ortadan kalktı. Yani kendimi, isteğim dışında vegan olarak buldum. Artık canım çekmiyor hatta görünce, kokusunu alınca midem büzüşüyordu. Yine sebebi hayvan sevmek değil, sağlıktı, hayvan eti asidik vs vs.

Ama yine de sosyal sebeplerle arada sırada balık yemeğe çalıştım, bilirsiniz, ben o garip, radikal, aktivist, yarı deli hayvan severlerden değildim🙂

Bir gün tüm bir ızgara balık bana tabağımdan bakmaya başladı. Kafası bana dönük, gözleri bana kitli. Sanki benimle konuşuyordu, bana “hey ben de bir hayvanım farkında mısın? Bu tabakta bir kedi olsa, ya da insan yavrusu yer misin?” der gibi baktı. İşte o zaman aslında gerçekten de CANLI bir şeyi öldürdüğümü, hayatını aldığımı, ona acı verdiğimi ve yediğimi fark ettim.

O gece bir rüya gördüm. Rüyamda balıklar evrim savaşını kazanmış ve zeki türler olarak dünyayı yönetiyordu. İnsanlar da balıklar statüsündeydi. Kocaman insan pazarlarında tezgahlarda sıra sıra, taze gözüksün diye üzerine su serpilen çırılçıplak kadınlar, adamlar, çocuklar, Çinliler, Afrikalılar, kızıllar vs yatıyordu. Bazı iri adamlar ortadan ikiye kesilmişti. Tezgahların önünden geçen balık aileler yemek için bu insanları alıyordu…

Dramatik ve etkili bir rüya oldu.

Sonra araştırmaya başladım, videolar izledim, kitaplar okudum ve “sinai besicilik”le tanıştım. Yani artan nüfusumuzu ucuza doyurmak için devasal miktarlarda hayvan üretimi ve kesimi. Şok geçirdim, ağzım açık kaldı, bize süt, yumurta, et ya da kürk vermek için o hayvanlar ne insani ne de hayvani olmayan koşullarda acı ile yaşıyorlardı. Hoş biz insanlar kendi türümüze de acı çektirmekten hoşlanıyoruz bkz. Nazi kapları, bunu neden hayvanlara yapmayalım?

Burada o hayvanlara neler olduğunu yazmayacağım, merak eden araştırır. Ama kendini iyi kalpli ve doğayı ve hayvanları seven biri olarak tanımlayan ben, yıllarca mutsuz, ilaçlı hayvan yiyerek, bu endüstrinin bana sattığını alarak, ona talep yaratarak, tam bir yalancıymışım. Annem küçükken kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma derdi.

Aslında her saniye, her sabah gözünüzü açtığınızda, her yeni giysi aldığınızda, markette her alışveriş yaptığınızda bir seçim yapıyorsunuz. Kim olduğumuzu söylemlerden çok eylemler belirler. Ve seçimler yegane eylemlerdir. Eğer küçük bir çocuğa tecavüz etmiyorsanız bunu seçiyorsunuz çünkü siz iyi ve ahlaklı bir insansınız. Ama nedense yemekle ilgili her saniye seçim yaptığımızın farkında değiliz.

Çevremde herkes hayvan ve ürünleri yer, hepsi de iyi ve sevgi oldu insanlar, köpekleri tekmelemez, yunusları sevimli bulurlar. Ama inek, tavuk, balık neden ayrı? Onlar da hissediyor, zekaları var, sosyalleşiyor, aile kuruyorlar…

Bunu fark edince yani her seçimimi sorgulayınca ne yaptığımın farkına vardım ve şu an sivrisinek bile öldüremiyorum, yapamıyorum, aynı insan öldüremediğim gibi, ağaç kesemediğim gibi.

;

;

Franz Kafka vejeteryan olduktan sonra bir gün Berlin’deki akvaryuma gider. Balıklara bakarak şöyle der: “Nihayet huzur içinde bakabilirim size, artık sizi yemiyorum”. İşte benimki de öyle bir huzur…

;

This entry was published on 07/28/2012 at 10:59 am and is filed under hayat, Sağlık. Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post.

7 thoughts on “Günümüzde Vegan Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

  1. bir süredir yakalamak için çabaladığım huzuru sizin yakalamış olmanız beni öyle mutlu etti ki. görüşlerimiz de çok paralel ve çok saygı duydum size.

    bu arada, normalde bu tarz bir yorum yazmayı sevmem. biliyorum bugüne kadar da sizin blogunuzu hep sessizce takip ettim, ancak ilginizi çekebilecek bir giveawayim var.

    http://www.missipisi.com/2012/08/giveaway-falan.html#more

    katılırsanız çok mutlu olurum🙂

    • Merhaba, sizin bloga baktım çok güzel takip etmeye de başladım. Bu huzuru paylaşıyor olmak çok güzel:) davet için ayrica teşekkürler:)

  2. Çok güzel bir yazı ve çok güzel bir blog. Artık ben de takipteyim🙂

    Sevgiler,

    Sezgin

  3. alphamale on said:

    Evet güzel bir yazı.ben şahsen mc donalds yada burger yediğimde inanılmaz mide krampları ve gecesinde kabuslar görüyorum.Eskiden çok yerdim uzun bir süredir ayda yılda bir yemekteyim ama tamamiyle bırakıcam ve vegan olacağım.Ama balık konusunda daha araştıma yapmayalım.

    • Evet aslında herseyi bir yana bırakıp vücudumuzun sesini dinlemek lazım. Siz farkindasiniz mesela. Önemli olan kendi bedenimizin ne dediği gercekten.

  4. Gökşen on said:

    Mükemmel bir yazı. Ancak alışkanlıklarımızdan vazgeçmek kolay değil, adım adım ilerlemeye çalışacağım bu yolda.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: