Hindistan’dan ayrilirken neleri ozleyecegim?

Ulkeme dönmeme günler kala hindistandan ayrılırken ozleyecegim şeyler yazısı yazıyım mı diye düşündup liste yaptigimda sevdiğim şeylerin %90 oranında yiyecekler olduğunu fark ettim. Napalım dervişin fikri neyse zikri de odur. Yemek yemeyi seviyorum.

İşte Hindistan’a gelirseniz yemeniz gerekenler:

Papaya (kavunun daha lezzetli turuncu versiyonu)

Hindistancevizi (suyunu içmek, yağını saçıma sürmek ve meyvesini yemek. Ne mucize bir meyve keşke bizim memlekette de olsa)

Kaju fıstığı (o nasıl lezzetli yemiştir allahım, omegası, proteini içinde. Badem, ceviz filan hikaye kaju lezzeti yanında. Gelirken kilo kilo yanımızda getirip vegan-raw cheesecake yapacağız, sonucu size yazarım)

Sokak Samosa’sı (açma hamurla kızartılarak yapılan süper acılı bir börek. Sokakta artık siyahlaşmış yağlarla kızartılmış, üzerine sinek konan samosaların tadı hakkaten bir başka oluyor:))

Veg Thali (Yani vejeteryan Thali. Thali; mercimek, pilav, sebze köri, chapati ekmek, salata, turşu gibi yemeklerden oluşan, her yerde satılan bir set menü. İşçilere öğle yemeği olarak ortaya çıkan bu karışık tabak benim ve birçok yabancının favorisi. Birçok lezzet aynı tabakta, hızlı ve ekonomik)

Palak Paneer (Koyu ıspanak sosunda peynir. Ben peynirlerini Zoli’ye veriyorum, tek başına o hafif acılı ıspanak yemeği muhteşem. Tabiî ki yanına sade pilavla)

Veg Pakora (Kızarmış sebze. Patates kızartmasına rakip hatta daha bile lezzetli)

Masala Dosa (Sadece güneye özgü patatesli devasal bir krep)

Aloo Parotha (bizim patatesli gözlemenin aynısı)

Puri (Pişi yani. Pofuduk, yağda kızartılmış hamur)

Ginger Lemon Honey (Yani sıcak suda limon, bal, zencefil. Bütün kafelerde bulabileceğiniz benim favori içeceğim, insanın içini nasıl da güzel ısıtıyor. Ben süt içmiyorum ama sütle aranız iyiyse Hindistan’a özgü olan Masala Chai yani baharatlı şekerli sütlü çay da hoşunuza gidecektir).

Momo (Aslında Nepal, Tibete özgü bir mantı türü. Sebzeli ve kocaman mantılar düşünün. Hindistan’da turistik yerlerde bulmak mümkün)

Tofu (Tofunun her haline aşık oldum, peynir, kızartma, körili, pane vs. Japonlar işi biliyor. Bu da aslında Uzak Doğu Asyaya özgü ama Hindistan’da Türkiye’den farklı olarak birçok restoranda olan bir seçenek. Veganlar için harika!)

Bhagsu cake (Bir gün Dharamsala’nın Bhagsu köyünde Singh adında bir adam altı biskuvi, ortası karamel,üstü çikolatalı bir tart keşfeder. Vee o kadar sevilir ki şuan Hindistan’da birçok yerde bulabilirsiniz. Ama “Öz” Bhagsu cake için bizim gibi Bhagsu’ya gitmeniz lazım.

Meyve suları (her yerde, sadece bizdeki gibi portakal değil aklınıza gelecek her şey, papaya, ananas, muz, mango, chikku, sebze. Yazın hariiikaaa!)

Gelelim yemek olmayan kısıma:)

Bir kere sahilde muz yemek sonra da onun kabuğuyla inek beslemek çok eğlenceli. İnekler genel olarak komik hayvanlar ve ne güzel ki Hindistan’da her yerdeler. Hindistan hayvan dostu bir ülke (şey yani en azından öldürmüyorlar ama inekler çöplerdeki plastikleri yediği için kendileri hastalanıp ölüyor)

Meyve sebze kabuklarımı diğer çöplerden ayırmak ve onları öylece pencereden dışarı atabilme özgürlüğü ve onların ya inek, ya maymun ya köpek ya da başka bir şeyler tarafından yeneceğini bilmenin dayanılmaz mutluluğu.

Maymunları beslemek, onlara dokunmak hatta onlar tarafında kovalanmak:)

Hint kadınlarının masalımsı rengarenk sarileri, parlayan imitasyon takıları, ayaklarında, ellerinde, burunlarında her yerlerinde. Binbir gece masalları Hindistan’da hala hayatta.

Hinduizm’in en sevdiğim yanı çok eğlenceli bir din olması. Yani bol bol şarkı, dans var. Bizim Müslümanlık yanında epey ciddi kalıyor.

Ne istersem giyebiliyorum, hatta arzu edersen dünyanın en garip insanı gibi de görünebilirsin sorun değil. Hintliler garip yabancılara alışmış. İstersen pijamayla dolaş, hiiiç fark etmez.

Çoook ucuz bir ülke. her şey, yemek, giysi, konaklama, ulaşım… Her şey o kadar ucuz ki azıcık parayla krallar gibi yaşamak mümkün. Ben mesela ayda 600TL harcadım ve aklınıza gelecek her şey bunun içinde, standartlarım başka gezginlere nazar çok da düşük değildi. Türkiye’ye gidip yemeğe 1-2 TL yerine 20TL vermek bana garip gelecek.

Hintlilerin baş sallama olayı. Ben ve Nurdan da farkında olmadan kafa sallamaya başladık. Bence bize de lazım “bilmem, belki, olabilir, hayır, evet” anlamına gelen bir ifade:)

Daglar, denizler de guzel ama daha guzeli bizde de var. O yuzden sayilmaz:)

Nurdan’a da sordum neyi özleyeceksin diye:

-Hindistan’ın en çok nesini seviyorsun??

-Türkiye’ye dönüşünü…

Ama ben 4 ay kalmış biri olarak garip bir haldeyim. Tayland dahil 5 aydır modaya uygun şık bir şeyler giymedim, oje sürmedim, cep telefonu kullanmadım, televizyon izlemedim, araba kullanmadım, halının üzeride yürümedim, sıcak suyla yarım saat duş almadım. Kendi çöplerimi ayrıştırıyor ve yakıyorum. 5 aydır kendi hızımda yavaş yavaş hareket ediyorum.

Ve İstanbul’un hızlı, rekabetçi, tüketime dayanan ve komforlu enerjisine bakalım nasıl adapte olucam?

Nurdan’ın deyimiyle oldukça hızlı bir şekilde:)

Benim maceram burada bitmeyecek, Hindistan’a yine geleceğim ama önce ölesiye börek ve mercimek köfte yiyip, özlediğim insanlara doyasıya sarılmayı planlıyorum…

Istanbul’da gorusuruz!

This entry was published on 04/21/2012 at 7:16 am and is filed under hindistan. Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: