Maymunlarla Kahvaltı

Sahilde yaşamanın avantajlarından biri de sabahları yüzdükten sonra Zoli’yle beraber plajda kahvaltı etme keyfi. Ormanın kumsalla birleştiği, ağaçların gölge verdiği küçük bir yerimiz var. Genelde papaya, kavun, kepek ekmeği, kaju fıstığından oluşan kahvaltımızı o gölgelik yerde inek kardeşlerimizle beraber yapıyoruz.

 

İnekler baya ısrarcı karakterlermiş, bilirsiniz, meyve kabuklarının peşinde güzel, masum, kocaman gözlerini dikip bize bakıyorlar. Hatta bir tanesi hamile. Zoli’den harika çoban olurmuş, çünkü kocaman bir sopası var, garip sesler çıkartıp sopayı salladığında inekleri biraz uzak tutabiliyoruz. Biz meyveleri, onlar kabukları yiyor, mutlu mutlu geçiniyoruz.

 

Ama bugün ilk defa başka misafirlerimiz vardı. Önce ağaçlar sallandı, sonra birkaç tane küçük meraklı kafa gözüktü. 4 kişilik bir maymun ailesi. Daha önce hiç doğada maymun görmemiştim. Upuzun kuyruklarıyla yanımdaki ağaca konuşlandılar. Muzlardan birini uzattım ve bir tanesi gelip elimden aldı, başladı yemeye. O kadar insan gibiler ki! Ve o kadar sakin bir enerjileri var ki! Hoş bir de kahverengi maymunlar varmış, saldırgan ve hırsız karakterli, onlar farklıymış.

 

Suratlarında durakta otobüs bekleyen insan ifadesiyle 2 metre ötemde ağaçta oturmuşlardı, biz de kahvaltı yapıyorduk. En son bitki çayımı yudumlarken gökyüzünden üzerime ılık bir yağmur yağmaya başladı!

 

Ağaçtaki maymun üzerime işiyordu! Ben çığlık çığlığa kaçarken idrarının su gibi, tatlı bir kokuda olduğunu fark ettim. Biliyorsunuz ne yerseniz idrar da öle kokar. Bu maymunlar sadece meyve yedikleri için idrarları temizdi. Ama hayvansal protein ağırlıklı beslenen hayvanlar ve insanlar üzerinize işerse o kadar sevimli olmayabilir bu durum:)

Sonradan bir arkadaşım maymunun beni sevdiğini ve bir çeşit iletişim yolu olarak üzerime işediğini söyledi. Yani işaretleme gibi.

 

Bir muz verdim, üzerime işedi, daha fazlasını verseydim ne olacaktı bilmiyorum. Ah, Hindistan muhteşem bir yer!

 

Size diğer hayvan dostlarımdan da bahsetmeliyim;

 

Mesela köpekler ve inekler arasında amansız bir savaş süregidiyor. Köpekler çok akıllı ve insanların çantalarını yemeğe çalışan plaj ineklerine havlayarak onları engelliyorlar.

 

Ve bir de oda arkadaşlarım Arthur ve Miller var. İki tane arlanmaz sıçan. Geceleri tavanda dolaşıyorlar, gözümü dikip kötü kötü bakıyorum ama umurlarında bile değil. Baktım olmayacak ben de barış imzaladım, hatta isim bile taktım. Şimdi herkes mutlu. Onlar benim yiyeceklerime dokunmuyor ya da aşağıya inmiyor ben de odamda gezinmelerine izin veriyorum.

 

Ve tabi bir de uçan hamamböcekleri… Düşünsene, hem hamamböceğisin, hem kafam kadarsın, hem de kanatların var! Ne kombinasyon ama. Bir gece kafama kondu saolsun. O gün bugündür yatağımın çevresindeki sineklikle yatıyorum. Kafama konmasın da ne isterse yapabilir.

Özgürlükler ülkesi Hindistan! Hoşgörün olduğu sürece herkes kardeşçe yaşayabilir, bu ülkede tüm farklılıklara yer var!

This entry was published on 01/18/2012 at 3:28 pm and is filed under hindistan. Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: