Antik başkent Kalküta’da ilk gün

Tayland ve Türkiye’de Hindistan’la ilgili dinlediğim onca korku hikâyesinden sonra uçakta çoktan savaşa hazırlanmış bir amazon modundaydım. Tüm ciddiyetimle koltuğumda oturmuş “ya sevgili dostum Zoli beni almaya gelmezse ne yaparım”ın savaş planlarını yaparken yanımda oturan Hintli ve uçak pilotu olduğunu öğrendiğim gayet normal genç bir adamla tanıştım. Çocukcağız sağolsun tüm sorularımı cevapladı, tüm korkularımı yatıştırdı. Bu bence evrenden bir mesajdı “Hindistan o kadar da kötü olamaz” diyordu bana bir ses.

 

Haklıymış. Ya da ben beklentilerimi o kadar düşürmüştüm ki, ilk durağım olan Kalküta’yı sevdim. Bu ülkeyi sevdim. Hatta garip gelecek ama kendimi Tayland’tan daha fazla evimde hissettim. Her yerde camiler var, baskın din Hinduizm olsa da Müslüman etkisini hissediyorsunuz. Sokakta yalın ayak çocuklar, etrafta çöpler, ısrarcı satıcılar, hala plazma bilgisayar monitörüne geçememiş resmi daireler, wifi olmayan izbe kafelerde neredeyse çevirmeli bağlantıyla internete girmek falan… Kendimi 1990’larda Türkiye’nin arka sokaklarında hissettiğimi söyleyebilirim. Her şey çok tanıdık geliyor.

 

Burada sokak yemekleri çok popüler, biz de bazen bu fast food’lardan bazen de cep restoranlarında bulduklarımızı yiyoruz, bazen de odamızda kendimiz hazırlıyoruz. Hint yemeklerini sevdim, acılı, baharatlı, üstelik burası vejetaryen cenneti! İnsan ilk başta hijyen konusunda endişeleniyor. Ne biliyim, mesela yemeğinizi hazırlayan adam önce öksürüyor eline, sonra elini kirli bir beze siliyor sonra da sizin için hamur yoğuruyor… Ama bir süre sonra pisliğe, sokaklardaki 3 tarafı çevrili ayakta işeme için tasarlanmış kapısız tuvaletlere, sokakta yatanlara falan alışıyorsunuz. Buradaki en sağlıklı canlı türü kargalar diyebilirim ve her yerdeler.

 

İnsanlar sıcak kanlı, fiyatlar anormal ucuz, rahat ve geniş bir tipseniz Hindistan tam size göre, değilseniz daha da size göre, çünkü burası adama esnemeyi öğretecek bir yer:)

 

Şuan kaldığım otelin oturma alanında yazıyorum, etrafım Koreli ve Japonlarla çevrili, arka planda popüler bir Japon şarkısı çalıyor. Ünlü Sudder Street’teki bu backpacker otelini ilk gördüğümde biraz ürktüm, 1950’lerden beri tamirat görmemiş, sıcak su günde 2 saat var, onu da kovaya doldurup odanızda yere çömelerek yıkanıyorsunuz. Küçükken sular kesilince annem bizi böyle yıkardı:)

 

 

Burada hayati önem taşıyan şey şu: Asla ağzından içeri çeşme suyu girmesine izin verme. Kocaman içme suları aldık, her şeyi onlarla yıkıyoruz. Ve Hindistan’la ilgili enteresan bir şey de her şey çok şekerli. Yani buradaki insanların pankreasları çoktan iflas etmiş olmalı. Dün sokak satıcısından bir kurabiye aldım, merak ettim, üzerinde çoktan şeker komasına girmiş bir karınca vardı, onu kenara çekip yediğimde ben de yüksek doz şeker etkisine girdim. Her şey ya çok tatlı ya da çok acı… Ekstremler ülkesi Hindistan.

 

Yarın trenle Goa’ya gideceğiz. 25 saat Mumbai’ye, aktarma, orda kalıp bir 13 saat de Goa’ya yolculuk. Ah, Hindistan’da tren yolculuğu, sabırsızlanıyorum. Bence bu testi geçebilirsem Hindistan’da hayatta kalabilirim:)

 

Zoli harika bir rehber, muhteşem bir dost. Hindistan’a tek başıma hele kız olarak gelmemekle iyi yapmışım, yanınızda bilen biri olunca ve de erkek, hayat çok kolay! Yoksa biraz zor olabilir. Hint erkekleri meraklılar, burada en seksi bulunan bölge omuzlar (göbeğinizi açabiliyorsunuz ama). O yüzden ben de bütün kadınlar gibi omuzlarımı kapatacak tünikler giyiyor, şalvarla bacaklarımı saklıyorum. Neyse ki Hint erkekleri de Türkler gibi yanınızda erkek görünce size ilişmiyor.

 

Şimdilik bu kadar, bana 6 kişilik kompartımanda geçecek 2 günlük tren yolculuğum için şans dileyin:)

This entry was published on 01/05/2012 at 4:44 pm and is filed under hindistan. Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post.

9 thoughts on “Antik başkent Kalküta’da ilk gün

  1. bu arada well-being, detox, health’in yanına bir de adventure eklemen gerekiyor bence🙂

  2. Sureyya on said:

    Gokcecim,
    Yazilarini severek okuyoruz,
    Inan cok egelenceli. Hindistan ilgimizi cekti
    dogrusu. Mumbai’de nekadar kalacaksin?
    Tren yolculugunda bol sans diliyoruz ve haberlerini bekliyoruz. Iyi bak kendine..
    Oktay ve Sureyya

  3. Nurhan on said:

    Ne macera ama! Yazılarını kah gıpta ederek kah acıyarak okuyorum:) Ahan da şuraya yazıyorum beş sene içerisinde cesaretimi toplayıp ben de gideceğim Hindistan’a.
    P.S.: Hilton grubu oraya da el atmıştır umarım:)

  4. Yazını okudum ve Hindistanla ilgili olarak yaptığım uyarıların doğru olduğunu sende görmüş oldun. Babamızın eskiden çok kullandığı ve benimde çok sevdiğim bir söz vardır “burnu sürtmek” bu anlamda burnunun sürteceği daha zor bir ortam istesende zor bulursun😉 oradan amerikaya geçince heralde bir süre kendine gelemezsin😉 Hindistanda bir bayan olarak kesinlikle yapmaman gerek en önemli hareketlerden biride hintli bir erkeğe yanlışlıkla bile olsa göz göze gelip gülümsemek, sonra peşini bırakmazlar… Kendine iyi bak.

    • Sen deneyimlisin tabi. aslında burası birçok açıdan türkiye’ye benziyor. kendi ülkemde de erkeklere bakarak yürüyemezsin, çok açık giyinemezsin vs. O yüzden hemen uyum sağladım. Burun sürtmek mi!!! Bugün cennetteyim falan diyerek en son gökyüzüne bakarak kahkahalar atıp şükürler olsun ne şanslı bir kulum diyordum!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: