Koh Samui / Nathon’da geçen bir halk günü

Detoks, raw food, beslenme vs. derken buradaki hayatın büyüleyici ayrıntılarını paylaşmaya zamanım olmadı.

Burada 3 büyük semt var. Chaweng, Lamai, Nathon. Ben size Nathon’daki günümüzden bahsetmek istiyorum çünkü geleneksel bir balıkçı kasabası olan bu yer bana her zaman daha “yerli” gelmiştir.

Burada ulaşım bizim minibüslerin arkası açık kamyonet versiyonu olan arabalarla sağlanıyor. Yolda kenarda bekleyip, el edip arabayı durduruyor, şoföre nereye gideceğinizi söylüyorsunuz o da tahminimce tipinize bakarak bir fiyat veriyor (çünkü biz hiçbir zaman aynı yere aynı fiyata gidemedik) anlaşırsanız biniyorsunuz. Taksiden daha ucuz bir seçenek ve oldukça havadar (güvenlik, kapı falan yok. Gayet ani bir frenle arabanın arkasından asfalta doğru uçabilirsiniz).

O gün Nathon’a sağ salim gelip salatamızı yedikten sonra etrafta gezinirken bir açık yemek alanına rastladık ve hayatımızda görmediğimiz, görsek de tanımlayamadığımız garip yiyeceklerin ve kokuların içinde kaybolduk. Burada ete (özellikle domuz eti), onu kızartıp, soslayıp, çubuklara takıp bir daha kızartıp yanına pilav ve şekilsiz sebze gibi gözüken yemeklerle yemeğe bayılıyorlar. Tabi bir ada memleketi olduğu için balıklar, kalamarlar, midyeler, yengeçler, karidesler gerek kızartılmış, gerek kurutulmuş haliyle çerez niyetine her yerde. Ve her yerde mangalda pişen bir şeyler görüyorsunuz. Bu açıdan Türklere benziyorlar sanırım.

Neyse ki burada da sık rastladığımız meyvecilerden var ki bizim gibiler aç kalmıyor. Bu arada Tayland’ta çoğunlukla kimse İngilizce bilmiyor. Yani buraya gelip sofistike İngilizce cümleler kurup entel muhabbetlere katılmak istiyorsanız yerli halk hayal kırıklığı:)

Ama işaret dili ve Türk pratikliği sorunlarımız her zaman çözüyor. Kendimize muz-ananas-mango-buz’lu bir smoothie söyleyip içerek oradan uzaklaşıyor ve daha ara sokaklara dalıyoruz. Mağazalar ve ara ara bizim mutlu sonla biten masajlarımız tadında masaj dükkanları her yerde. Fiyatlar benim gibi giysi alışverişini sevmeyen birini bile çıldırtabilir. Nurdan’la neredeyse kendimize ipek bir sabahlık alıyorduk ki son anda sakinleşip gerçekle yüzleştik, muhtemelen onu hiç giymeyeceğiz.

Burası gayet gelişmiş bir yer Starbucks’lar, alışveriş merkezleri, Watson’s gibi markalar var. Hava burada 5.30 gibi kararıyor o yüzden geç kalmadan mutfak alışverişimiz için halk pazarına gidiyoruz.

Yine işaret diliyle denemek üzere garip meyveler ve sebzeler alıyoruz, hiçbir şey tanıdık değil. Hiç bu kadar enteresan meyve-sebze görmemiştim, fesleğen buldum. O bile rezene gibi kokuyor. Bu arada sinek istilasındaki etleri, kurbağaları, kuşları falan pas geçiyoruz. Henüz ölmemiş balıkları adamın biri taşla vurarak öldürmeye çalışıyor.

Tayland’ta insanlar ikiye ayrılıyor: Çok güleryüzlü olup, size yardımcı olmaya çalışanlar ve hayattan ve turistten bezmiş, paranı ver çek git deyip yüzünüze bakmayanlar. Genelde pazarcılar 2. sınıftan.

Alışveriş bittiğinde hava kararmıştı çoktan. Biz de yol kenarında gayet kendinden ve ne yaptığından emin 2 turist olarak minibüsü beklemeye başladık… Ve gelmedi… Aradan 1 saat geçtiğinde şüphelenmeye başladık…

Burası istanbul’dan daha güzel çünkü orda gece yol kenarında şortlu iki güzel kız duruyorsa laf ve tacizden canınızı çıkartırlar. Ama burada kimse bize bakmadı bile. Hatta bisikletli bir adam yanımıza yaklaşıp yardımcı olmaya çalıştı. Yine de eve gitmenin bir yolunu bulmamız gerekiyordu. Yabancı bir ülkede paranız ve sadık bir dostunuz varsa yanınızda endişelenmeye hacet yok.

Merkeze geri yürüdük ve bir taksici kadın bulduk (burada minibüs ve taksi şoförleri kadın da olabiliyor). Adet olduğu üzere merhaba’dan önce 30 yıldır bu işi yapıyorum edasıyla pazarlık amaçlı “How much? (kaç para?)” dedim. Ve diyalog devam etti:

–          800 baht

–          No, no, 400

–          600?

–          No, no, i dont have Money (param yok) 400

–          Abla be, gittiğime değmez, benzin parası o kadar zaten, gece gece.

–          Napıyım, param yok. Peki o zaman hadi anlaşalım (ben bu noktada pazarlığı bağlamak için yüzümde sevecen gülümsemeyle elimi uzattım)

–          …..

–          Neyse, 500 olur mu? (kadın elime boş boş baktı)

–          Ee hadi olsun, binin.

Bu ülke gerçekten eğlenceli! Ve düşündüğünüzden daha çok bize benziyorlar.

Rambutanlı öpücükler…

This entry was published on 12/22/2011 at 5:04 am and is filed under Tayland. Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post.

2 thoughts on “Koh Samui / Nathon’da geçen bir halk günü

  1. Demek Starbucks’lar, alışveriş merkezleri, Watson’slar o zaman dönerci dükkanı yada kahve dünyası açabiliriz belki, piyasa bunlara hazır gibi😉

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: